Günümüzün belası kanserdir desek, yanılmış olmayız. Peki kanser nedir?

Malum olduğu gibi vücudumuz tamamen hücrelerden oluşmaktadır ve bu hücreler beynimizden gelen emirlere tabi olarak çoğalabilirler (yalnız sinir ve kemik hücreleri dışında). Örneğin yaralanmalar sırasında yaranın iyileşmesi, ölmüş hücrelerin yerine yenisinin yaranması vs. Fakat kanser hücreleri bir bağımsız kurum gibi beynimize tabi olmadan çoğalmakta, daha sonra bu hücreler birleşerek doku tümörünü oluşturmaktadırlar. Daha sonra bu tümörler büyümekte, çevredeki organ ve dokuları sıkmaya başlamaktadır. Bu hücrelerin damarlara veya lenf damarına girmesi durumunda, diğer dokulara yayılma başvermektedir (metastaz verme).

Buraya kadar bahsettiğimiz kanser hastalığının standart biçimidir. Şöyle bir soru akla gelmektedir: Neden bu hücreler (Karabağ Ermenileri gibi) beynimize tabi olmamakta veya olmak istememektedirler? Aslında gün boyunca 10-15 bin kadar hücre bu bağımsızlığı talep etmekte, fakat vücudumuzdaki antioksidanlar buna fırsat vermemekte, bu hücrelere yapışarak hem onları hem de kendileri mahvetmektedirler. O halde kansere yakalanmamak veya mevcut kanseri önlemek için vücudumuzda zengin antioksidan kaynağı bulunmalıdır.

Peki antioksidanları nasıl sağlayalım? Antioksidanlar bol güneş alan meyve ve sebzelerin tamamında bulunmaktadır. Örneğin domatesteki antioksidanın ismi likopendir (prostat bezi kanserini önlemektedir). Bu madde bahçede bol güneş altında yetişen domatesde, seralarda yetişenlere oranla 20 kat fazladır. Yani, 1 kg. normal domateste bulunan antioksidanı kabul edebilmemiz için 20 kg sera domatesi yememiz gerekmektedir. Bu kural, tüm sebze ve meyveler için geçerlidir.

O halde bol meyve ve sebze tüketsek, sigara ve alkolden uzak dursak, röntgen ışınlarından korunsak (ki bunlar hücrelere zarar vermekte ve antioksidan kaybına neden olmaktadır), “fest food” yemeklerini menyümüzden çıkarsak, bizim kanser olma ihtimalimiz daha fazla azalır. Antioksidanlar hem de bizim organizmamızda genellikle karaciğerde yaranmaktadır.

Bu yüzden her bir insan günde en az 3 km’den fazla yürümelidir. Spor antioksidan üretimini artırır. Hoşgörülü olmak da beyindeki mutluluk hormonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu da kanserin önlenmesi için bir araçtır. Kanserden korunmak için ve tedavi etmek için bal, arı sütü, kafkas kefiri (%55 kanser riskini azaltmaktadır), zeytin yağı (rafine edilmemiş), brokoli, buğday yeşili, keçibuyunuzu, rezene, aslankuyruğu, biber, sarıkök, çörekotu, zencefil, civanperçemi, soğan, sarımsak, yeşillikler, havuç ve kuru meyvelerden yararlanabilirsiniz.

Kanser hastalarının, hayvansal ve rafine olunmamış gıdalar, sanayi ürünleri, gazlı içecekler (fakat gazı kovulmuş mineral sular hidrokarbonatlı olduğu için faydalıdır) ve konserve ürünlerinden maksimum derecede az yararlanmaları daha iyidir.

(458 dəfə baxılıb)

Suallarınızı (012) 5618501/ (012) 4927697 nömrələr vasitəsilə əlaqə saxlamaqla verə bilərsiniz.