Tütsü kıvrım kıvrı göğe yükselir, ocak alıştıkça tandır kızarır ve duvarlar nar gibi olurdu. Üzerine yumurta sürülmüş hamur bezeleri, tandırın duvarına yapıştırıldıktan sonra tandırın ortasında kor gibi yanan ateşin etkisiyle gittikçe kızarırıdı. Buğday unundan pişen ekmek tandırdan çıkarılırkan, hoş ve meftun edici kokusu epey uzaktan duyulurdu.

Bahçede çitlere tırmanan salatalık ve domates fidelerini temaşa etmek için iki göz gerekiyordu. Aynı fidede yetişen ürünün görüntüsü de birbirinden farklıydı; biri uzun, diğeri kısa, biri yuvarlak, diğeri ince, biri eğri, diğeri sivri… Şüphesiz köyde doğanlar ve yaşayanlar için tanıdık manzaralardır bunlar. Fakat, sanki diğer değerler gibi bunların da kökü kesilmiştir.

Şimdi nerede kokusu uzaktan çarpan buğday ekmeği? Nerede bağ-bahçenin süsü olan salatalık ve domates türleri? Nerede görkemiyle sofraları süsleyen, tadı damaklardan gitmeyen meyveler?

Sebebi nedir? Toprağın mı yüzü dönmüş? Bağ-bahçenin mi bereketi kaçmış? Ağzımızın mı tadı kaçmış? İşin aslı şudur: 30-40 yıl önceki tohumlar kalmamıştır. Köylü bu tohumları neredeyse altın fiyatına elde etmektedir. Hatta bu tohumlar kiloyla değil, tane ile, adetle satılmaktadır.

Toprağımızın ünlü nimetlerinden olan Gızılahmedi elması, Ordubad kayısısı, Göyçay narı, Guba elması, Zagatala fındığı, Gabele kestanesi, Lenkeran çayı, Astara limonu, Abşeron yüzümü, Sabirabad karpuzu, Kürdemir kavunu, Zire domatesi, Hövsan soğanını bulmak hiç de rahat ve kolay değildir. Çoğu zaman çarşı pazarlarda dış görüntüsüne kanıp alınan meyve ve sebzeler hiç de önceki yıllardaki tadı vermemektedir.

Eskiden pazarda yalnız mevsime uygun meyva ve sebze bulunurdu. Şimdilerde hemen hemen her meyve ve sebze her mevsimde tezgahlarda bulunabilmektedir. Maalesef genetiği değiştirilmiş ürünler, pazarlarda ayak tutup yürümektedir. Tezgahların üzeri, aynı büyüklükte, ikiz gibi bir birine benzeyen meyve ve sebzelerle dolu olsa da, alıcı talebini karşılayamıyor. Açıkca ürün çeşidlerinin azaldığı hissolunmaktadır. Gelişim ve terakkinin hızlı olmadığı zamanlarda pazarlara her meyve ve sebzenin birkaç türü çıkarılırdı. Bu yüzden de günümüzde pazara yüz tutan alıcının tüketim sepetine uygun olarak alıp çantasına doldurduğu ürünler onun istediği ağız tadını vermemektedir.

Çiftçiler, kiracılar, köylüler kaliteyi değil kemmiyeti, ürünün fazlalığını tercih ediyorlar. Yerli salatalık, domates türüyle uğraşacağına, onlar için genetiği değiştirilmiş daha fazla verimli salatalık, domates türü yetiştirmek ve ürününü pazara çıkarmak daha elverişlidir. Her kes bilmektedir ki, bu türden olan salatalık ve domates yüksek miktarda ürün vermektedir. Meyve ve sebzelerdeki genetik değişiklik o düzeydedir ki, alınan gıdaların içeriğinde gereken vitaminler ya hiç yoktur, ya da çok azdır. Yeşilliklerin vitamin içeriği yaklaşık 50-70 % kalitesini kaybetmiştir. “Peygamber buğdayı” olarak isimlendirilen mısırın yerini şimdilerde çabuk pişen ve daha verimli Amerikan mısırı almıştır. Yeni tür mısır, verimlidir, görüntüsü ise göz okşamaktadır. Üzerinde taneleri fazladır, lakin içeriğinde selüloz ve diğer maddeler son derece azdır.

Genetiği değiştirilmiş veya transgenik tohum nedir? Genom, stabil yapı olarak kabul edilmekte ve buna müdahale hoş görülmemektedir. Aslında genetik değişiklikle yaklaşık 40 yıl önce uğraşılmaya başlanmıştır. Geçtiğimiz yüzyılın 80’li yıllarında, söz konusu araştırmalara yaklaşık 40 milyar dolar ayrılmıştır. Son on yılda artık bu araştırmalar sonucunda genetiği değiştirilmiş gıda ürünleri yetiştirilmektedir. İstatistiklere göre dünyada üretilen ve satılan meyve ve sebzelerin yaklaşık %30’u bu yöntemle üretilmektedir. ABD’de bile bu ürünler geniş yayılmış ve satılan ürünlerin % 70’ni oluşturmaktadır.

Basit ve anlaşılır bir dille ifade edecek olursak, bir organizmaya kendisine yabancı olan diğer bir organizmanın genleri nakledilmektedir. Örneğin domatesin genine akrep geni eklenir. Ürün büyüyüp geliştiğinde görüntü olarak domatesten farklı değildir. Gelişim sürecinde hiçbir zararlı haşere ona yaklaşamaz. Verimlilik ise son derece yüksek olur. Bir domates fidesi 30-40 kg. ürün verir. Fakat domatesi doğradığınızda ne koku, ne de tat olarak eski domatesten bir iz bulunmamaktadır. Günümüzde çeşitli tarım ürünlerinin genetiği değiştirilmiş 120 türü ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan 64’ü tarımda kullanılmaktadır.

Bunun dışında kısır tohumlar da vardır. Laboratuvarda kodlaştırılan söz konusu tohumlar yüksek ürün vermektedir. Lakin bu tohumlar sadece bir yıl ürün verir. Gen mühendisliği son yıllarda biraz daha “ileri giderek” beş yıl ürün veren tohumlar yetiştirmeye başlamıştır. Söz konusu süreden sonra ekilen tohum kesinlikle ürün vermemektedir. Kısır tohumlar doğaya ve toprağa aşırı derecede zarar vermektedir. Topraklarda olan tüm organik ve mineral maddeleri emmekte, diğer bitkilerin gelişimine imkan vermemektedir. Sonuçta söz konusu bitkilerin ekildiği arazide “ölü topraklar” yaranmaktadır.

Bilimadamları söz konusu ürünlerle beslenmenin birinci nesilde, bazen de sonraki nesillerde sağlık açısından felaketlere neden olabileceğini düşünmektedirler. Transogen tohumdan yaranan domatesin içeriğinde likopen maddesi %80 azdır. Likopen domates ve karpuza renk veren doğal maddedir ve bu maddenin eksik olduğu erkeklerde kısırlık, kadınlarda ise yumurtalık polikistozuna neden olmaktadır. Söz konusu yöntemle yetiştirilen birkaç domates bazen tek bir doğal domates kadar bile vitamin içermemektedir. Vitaminsizlik, mineral maddelerin azlğı, organizmada polifenol eksikliğine neden olmaktadır. Bu yüzden de birtakım Avrupa ülkesinde söz konusu ürünlerin ithali ve satışına ciddi yasaklar getirilmiştir.

Toprağımızın bereketi kaçmış, buğday ekmeğinin kokusu yok olmuş ve sofralarımızın süsü olan meyve ve sebzelerin tadından yavaş yavaş uzaklaşmaktayız. Yüzyıllardır ekip becerilen yerli tohumların genetik kökenini muhafaza etmediğimiz, çoğalması ve yayılmasıyla ilgilenmediğimiz sürece, bundan da ağır akıbetlerle yüzleşme tehlikesi bulunmaktadır. Hatta gelecek nesilleri daha felaketli sonuçlarla karşı karşıya bırakabiliriz.

(165 dəfə baxılıb)

Suallarınızı (012) 5618501/ (012) 4927697 nömrələr vasitəsilə əlaqə saxlamaqla verə bilərsiniz.