Selamun aleykum sevgili okur! Fitoterapi, bitkiler alemi insanoğlu yarandığı günden itibaren var olmuş, günümüzde de vardır ve var olacaktır. Eski zamanlara dayandığından, bazıları fitoterapiyi bir gerilik ve gelişmemişlik gibi görmektedir. Onlar kendi değerlerine sadık kalarak, çağdaş ve kimyasal yöntemlerle elde edilmiş ilaçları tercih etmektedirler. Kanaatimizce uzağa gitmeyelim, tam gelişmiş devletleri ve bu devletlerde yaşayan insanların ilgilerine bakalım:

  1. Beslenme kültürü. (Bitkisel ürünler) Günümüzde dünya taş devri beslenmesini tercih etmektedir. Yan, herbir yiyeceğin tam doğal şekilde olmasına çalışmaktadır. İnsanlar, kimyasal gübrelerle yetiştirilmiş veya genetiği değiştirilmiş gıdalardan azami ölçüde kaçmaya çalışmaktadırlar. Çünkü yemek istedikleri besinlerin, tam temiz ve doğal güneş ışnları altında yetişmesi, sağlıklı olduğu anlamındadır. Günümüzde gelişmiş devletlerde insanlar, bizim gibi pazardan bir birine benzeyen, görüntüsü güzel olan meyve ve sebzeleri alıp yemiyor, doğal olanları, biri büyük, bir küçük, biri eğri bir doğru olan meyveleri, pahalıya eko temiz adıyla alıp yemektedirler. Öyleyse sağlığın garantisi doğal besinlermiş.
  2. Beslenme kültürü. (Hayvansal ürünler). Yine de geriye değil ileriye bakalım. Tüm dünyada hayvancılık, kuşculuk, süt, peynir fabrikaları vs. binlerledir. Fakat çağdaş insan neyi arıyor? Köy sütü, köy yoğurdu, köy tavuğu, köy tavuğunun yumurtası, çöl ortamında beslenmiş hayvan eti vs. Aynı şekilde kaydedelim ki, bu gibi ürünler Avrupa’da sanayi ürünlerinden 3-4 kat pahalıdır ve insanlar bunları aramaktadırlar. Çünkü hem lezzetli gıda yemek istiyorlar, hem de en önemlisi sağlıklı yaşamak arzusundalar.
  3. Tedavi kültürü: Azerbaycan vatandaşı belki de yukarıda kaydettiğim iki meseleyi kabul etse de, tedavi konusunu çoğunluk kabul etmeyecek. Avrupa’nın kimyasal ilaçları ile tedavi olmak daha sağlıklı olmaktır, düşünesi ile yaşamak hala beynimizdedir. Yine kendimizden değil Avrupa’dan alıcıların ilgisine bakalım. Onlar bizim gibi bir nefese 8-10 hap yutmazlar. Onlar kimyasal ilaçlardan, antibiyotiklerden, arğıkesicilerden, sentez usulü ile alınmış vitamin ve minerallerden çok uzaktırlar. Onlar tedavide de doğal olanı ve doğal şekilde elde edilmiş ekstratları tercih etmektedirler. Günümüzde ilaç fabrikaları ne kadar fitoterapiyi karalasa da, dünya uyanmış ve hızla doğal tedaviye geçmektedir. Şunu da kaydedelim ki, artık 20 yıldır bitki ve bitki içerikli ilaçların üretimi ile uğraştığımdan, Azerbaycan’da bundan 20 yıl öncesi ile karştılaştırdığımızda defalarca doğal tedaviye ilginin artığını ve artmakta olduğunu söyleyebiliriz.
  4. Fitoterapinin Üstünlükleri: Kimyasal ilaçlar insan vücudunda belli bir molekülüne kadar parçalanmakta ve durmaktadır (yani parçalanma devam etmemektedir). Bu durumda dokularda çökmeler (buna kimulasyon dedir) başlamaktadır. Buna daha çok böbrekler, karaciğer, dalak ve bağırsaklar maruz kalmaktadır. Dikkatle baktığımızda göreceğiz ki, bu organların tamamı vücutta filtre, yani temizleme görevi görmektedir. Öyleyse vücudumuzun filtreleri iflas etmeye başlar. Daha sonra tedavi ettiğimiz organın durumu iyileşir, diğer organlar zarar görür. Örneğin, kalbinde sorun olan birisi daima Asprin Kardiyo içmek zorundadır. Bu durumda bir süre sonra bu şahsın bağırsakları yavaş yavaş iflas eder. Bunun yüzlerle örneği vardır. En azından kullandığımız hapların yan etkilerine bakalım. Tabii bu yan etkilerin hepsi yazılmışsa. Fakat fitoterapide böyle bir durum yoktur. Kabul edilmiş doğal ürünler doğru uzman tarafından önerilmişse, tüm vucudunuza faydalı olacaktır. Fitoterapide vücut direncinin artırılması üzerinde iş sistemi kurulmakta, hastalık değil, hasta tedavi edilmektedir. Kabul edilmiş ürün tüm hücresine kadar parçalanmakta ve vücuda enerji vermektedir. Her hangi bir kimulasyon (çökme) yaşanmamaktadır. Allah’ın yarattığı tüm yiyecekler şifalıdır. Bazen herhangi bir bitkinin zararları ve fesatlarıyle ilgili iddialarla karşılaşmaktayız. Eğer zehirli bileşenler içermiyorsa ve doğru uzman tarafından önerilmişse, herhangi bir yan etki ve organın iflas etmesi gibi düşünceler tam olarak yanlıştır. Eğer bir bitkiden aşırı derece yararlanılmışsa bu durumda zararı olabilir.

Bir de kümyevi ilaçların bitkilerden daha çabuk etki gösterdiği ve hastayı durumdan daha çabuk çıkardığı gibi düşünceler bulunmaktadır. Bu da yanlış düşüncedir. Eğer bitki tedavisi öneren bir uzmandırsa, bu durumda bitkilerin etkisi daha çabuk ortaya çıkacaktır. Bitkiler ilaçlardan farklı olarak hastayı kendisine bağımlı hale getirmemektedir. Genellikle hastayı ilaca bağımlı hale getirmek, ilaç fabrikalarının gündeminde olan bir meseledir. Amaç, hastalığın tam iyileşmemesi ve hastanın ölmemesi, para harcayarak ilaç alması ve büyük şirketlerin para kazanmasıdır. Şunu da ilave edelim ki, bitkisel ilaç yazanlar ekser durumda ya bilgisiz ya da sahtekarlar olmuşlar. Örneğin köylerde yaşayan nineler, babalar ve kimise para için kandıran insanların yüzünden de bitkilere güven azalmış, fakat şimdilerde doktorlarımız daha çok bitkisel tedavilere ilgi göstermektedirler ki, bu sağlıklı bir geleceğin güvenli ellerde olması demektir.

(67 dəfə baxılıb)

Suallarınızı (012) 5618501/ (012) 4927697 nömrələr vasitəsilə əlaqə saxlamaqla verə bilərsiniz.